Bir daha gevşek kalma

Anal sex ekşi sözlük

2020.05.10 08:51 KindaBruh666 Anal sex ekşi sözlük

daha önce oral seks ile ilgili yazdığım yeni başlayanlar serisinin ikincisi.
anal seks deyince, erkeğin zaten zevk almamasını düşünmek mümkün değil. etrafınızdaki ortalama bir erkeğe anal seks deyince bile neredeyse boşalabildikleri için bir şekilde yeni başlamış olma ihtimalleri az veya zaten üstlerine düşen şey sıklıkla sadece anlayışlı olmak, sakin olmak ilk seferi için. bir de gerçekten demir gibi erekte olmayan veya olmayan bir erkek ile anal seksi, hele ilk seferini gerçekleştirmek mümkün değil...belki de bu nedenle erkek taraf bir destek kuvveti alsa da fena olmaz. “prezervatif ile yapınca hissedemiyorum, erekte olmayı devam ettiremiyorum”cu erkekler, en güvenilir partneriniz ile bile yaparken condom kullanmanız gerektiğini bilerek girin bu işe. penisinizi soktuğunuz yer bir çok bakterinin olduğu bir mekan çünkü. cinsel yolla bulaşan hastalıklardan bahsetmiyorum...başta şu meşhur koli basili var ya denizlerden tanıdığımız, işte orası onların mekanı....yani bir bakmışsınız prostatınız enfeksiyon kapmış...bu nedenle anal seksi mümkünse condom ile yapın...
gelelim kadınlara....evet....anal seks isteyen kadın sayısı erkeklere göre oransal olarak 100:1 kadardır ortalama bu kesin. bu nedenle istemediğiniz bir şey ise yapmak zorunda değilsiniz...hatta oral seks gibi değil bu, çok daha meşakkatli, o yüzden istemiyorsanız kesinlikle girmeyin bu işe. vajinal bir zevk alacağınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. zevkli mi? evet...hem de çok... ama sıklıkla sınırlı olan zevk, tabu bir şeyler yapma ve edilgenliği üst noktaya taşımanın verdiği beyinsel ekstaz ile artıyor....yani anal seks biz kadınlar için daha çok beyinsel bir zevk. buradan zevkli olmadığını sakın çıkarmayın...çünkü bayağı bayağı da zevkli alışınca ve doğru yapınca. beklentilerinizi çok yüksek tutmayın sadece. anal bölgenin duvarları vajina gibi sinir uçlarının bittiği bir yer...bu sinirlerin uyurılması bazı kadınlarda vajinal orgazm benzeri orgazmları da oluşturabiliyor bunu da söyleyim... benim de yabancı olmadığım bir his bu. anüsün duvarları ince bu nedenle ağrı da hissedebilirsiniz...bazen ağrı ve zevk arasındaki çizgiyi çekmek çok zor zaten. vajinal seks sırasında da acı hissettiğim anlar az olmadı düşününce...
ilk önemli adım anal seksi isteyip istemediğinize karar vermek. bence herkes en az bir kere anal seksi denemeli. anal seksteki ilk denemeleriniz de canınızın yanacağını kabul ederek bu işe girin. ve kesinlikle partnerinizin sizi zorlamasına izin vermeyin. en önemlisi bunu onun için değil kendiniz için yapın. partnerinizi seçerken de sakin, sizi dinleyen ve tüm deneyim boyunca sizin rahatlığınızı düşünen birini seçin. karar verdiğinizi ve yapmak istediğinizi kabul ederek ilk adıma ilerliyorum.
öncelikle temizlik....vücudun anüs dahil hiç bir yeri pis değildir. sadece anal seksin bölgesel özelliklerine bağlı olarak temizlik sonrası yapılması özellikle sizi çok rahatlatacaktır. her zaman anal seksi (vajinal seks için de aynı değil mi) planlı yapmanız mümkün değil...ama en azından ilk seferlerde hazırlıklı olmanız hem sizi hem de partnerinizi rahat ettirecektir. temizlik derken vücut temizliğinizden bahsetmiyorum, onu benim anlatmama elbette gerek yok. anal temizlikten bahsediyorum ve bunu yapmanın bir kaç yolu var. öncelikle anal temizlik nedir? anal temizlik anüs ve rektumun ilk bölümlerinde var olan dışkı kalıntılarının atılması için yapılır. yani işin aslı her iki taraf içinde boktan bir deneyim olmasını engellemek adına yapılır. yöntemlerden en anneden kalma olanı ilişkiden önce tuvalete çıkmak ve mümkün olduğunda içinizi boşaltmak. en kolayı gibi gözükmek ile birlikte sıklıkla yetersiz olabilir. bu nedenle anal duş yöntemi ile daha derin bir temizlik sizi daha rahat ettirecektir. yapmanın bir kaç yolu var... ilki duş başlığını çıkartıp hortumu deliğinizin içine doğru tutmak. suyu çok tazyikli değil ve ılık kullanmanız gerekir. bu yöntemi yeni başlayanlardan çok daha deneyimli kişiler kullanmayı tercih eder, hele ilk sefer için oldukça zor olabilir. ama daha sonraları o suyun bir anda içinize dolması sizde garip bir zevk hissi uyandırır ki benim sevdiğim bir andır bu. üçüncü yöntem ise seks shoplarda da satılan anal temizlik pompaları ile lavman yapmanız. bu pompaların fiyatı yaklaşık 80-90 lira. aynı ürünü 25 liraya tıbbi malzeme satan yerlerden “lavman pompası” diyerek alabilirsiniz. pompa iki parçadan oluşuyor, bir anüse girecek olan ince parça, bir de rezervuar. rezervuar içine alabildiği kadar ılık suyu koyup, ince parçayı rezervuara takın. daha sonra uç kısma vazelin veya krem sürün. en rahat pozisyon neyse onu bulun. kişisel olarak tercih ettiğim pozisyon ayakta eğilerek yapmak, biraz squat yapıyormuş gibi bacaklarınızın arasından anüse doğru ilerletmek. yatıp bacaklarınızı kaldırarak da bu işi yapabilirsiniz fakat anal kaslarınıza hakim olmanız gerekecek, yoksa istenmeyen bir yere lavman sıvısını boşaltabilirsiniz. mümkünse 2 veya 3 rezervauarlık suyu anal bölgeye rezervauarı sıkarak boşaltın. mümkün olduğunca anal sfinkterinizi kasın ve bir süre sıvıyı içinizde tutun ve sonrasında ıkınarak tüm sıvıyı boşaltın. gelen su tamamen eğer temiz ise artık anal temizliğiniz olmuş demektir. beslenmenize dikkat etmeniz, bol lifli şeyler ile beslenmeniz daha da rahat ettirecektir sizi. hani iyi bir öneri istiyorsanız psyllium içeren şaseleri kullanabilirsiniz. gerçekten oldukça yardımcı olduklarını söyleyebilirim temizlikte...ayrıca sağlık açısından da gayet yararlı.
öncelikle anal seks yapacaksanız muhakkak öncesinde sevişin.....yani hadi hadi yapalım moduna geçmeyin. vücudun gevşemeye ihtiyacı var. hatta ben ilk zamanlarda muskaril yani kas gevşetici alıyordum. anal kaslara etkisi hiç yokmuş sonradan öğrendiğime göre ama gene de vücudun rahatlaması için iyi oluyor diye düşünüyorum. ilişkiden 1 saat önce alırsanız oldukça iş yarıyor. evet sevişin....partneriniz size oral seks yapsın kesinlikle. ama ne yaparsanız yapın sakın ha oral veya vajinal olarak orgazma ulaşmayın ( sanki her seferinde oluyor da). eğer orgazm olursanız hem anal seks fikrinden uzaklaşabilirsiniz hem de enerjiniz kaybolur. erkek anüsünüzü yalamak ile ilgili bir sıkıntı yaşamayacaksa (ki ben bunu yapmam diyen bir sürü adam o anda hiç tereddütsüz yalar) size rimming yapmasına izin verin. bu sırada iyice gevşetin kendinizi...dili bir penis olarak düşünün ve içinizde hissetmek istediğinizi hayal edin. deliğiniz çok dar...haklısınız ama eğer malum kalınlıkta dışkılar çıkabiliyorsa o kalınlıkta şeyler de rahatlıkla girebilir...bunu unutmayın. ama yardımcı aparatlar ile başlamak en iyidir. tavsiye edeceğim şey değişik kalınlıklarda olan butt pluglar* bunlar dilatatör görevi gören aletler....sıklıkla 3 boyutta oluyorlar. daha öncesinden bunları alıp alıştırmaya başlayabilirsiniz. 1. büyüklükteki zaten bol krem ile çok rahat girecektir. kremleyin hem deliğinizi hem de aleti. daha sonra bacaklarınızı yukarı kaldırın, mümkünse bir duvara dayayarak yatın yere....sonra aleti deliğinizin etrafında gezdirin.... direkt sokmaya çalışmayın canınız acır...aletin ucunu deliğin yukarsından deliğe doğru yalatarak indirin ve deliğe üstten bastırarak girmesini sağlayın.. yani hedefe 12’den değil üst taraftan yaklaşın. rahatça olmasa da hiç zorlanmadan deliğinize gireceğiniz göreceksiniz...kasmayın kendinizi mümkün olduğunca gevşek bırakın ama.... hatta hafif ıkınmak işinize yarayabilir. girdiyse bir süre içinizde tutun. hatta ev işi bile yapabilirsiniz o içinizdeyken...merak etmeyin kaçmaz...bunu engelleyecek sap yapılmış durumda. yeterince içinizde kaldığını hissetiyseniz çıkartın ve bir boy büyüğünü alın. bunun girmesi biraz daha zor olacaktır. aynı şekilde kremleyerek ve direkt deliğe bastırarak değil, deliğe sürterek sokmaya çalışın. hafif ıkınmak burada çok işe yaracaktır. giriyorsa harika...neredeyse hazırsınız...girmediyse pozisyonunuzu değiştirin. bunlar yere yapışabilirler...yere yapıştırarak üzerine oturmayı deneyin....yani adeta alaturka tuvalete oturur gibi...daha sonra sanki kakanızı yapıyormuş gibi deliğinizi ıkınarak genişletin ve ağırlığınızı kullanarak üstüne oturun... gireceğiniz göreceksiniz..biraz acı hissedebilirsiniz ama çok acımaması lazım...acıyorsa bir şeyleri yanlış yapıyorsunuz demektir. girdikten sonra bunu uzun süre içinizde tutun...hatta bununla gerçekten ev işi yapabilirsiniz.....daha sonra çıkartın....işte ilk anal zevkinizi burada hissedeceksiniz...girmesi değil ama çıktığında içinizde bıraktığı o boşluk hissi gerçekten ilk bir kaç saniye çok çarpıcı oluyor anal sekste çünkü. 3. büyüklüktekini ise denemenize gerek yok...biraz büyüktürler ve o büyüklükte bir şeyi ilk olarak penis ile hissetmeniz daha güzel olur. çünkü o büyüklükte bir şeyin girmesi için erkeğin de yardımınıza ihtiyacınız var...en azından ilk seferlerde. bu işlemi seksten önce yapabilirsiniz veya partnerinizin yardımı ile seksten önce veya seks sırasında yapabilirsiniz. seks sırasında 2.yi çıkardıktan sonra artık hazırsınız demektir. uygun pozisyonu bulmak belki de en önemli şeylerden biridir. bir çok kadın ya dört ayak üstü pozisyonu (ki erkeklerinden en çok tercih ettiği pozisyon) veya kadınların üstüne oturduğu pozisyonu tercih etmekte ilk seferde. kişisel deneyimim ise özellikle kucağa oturmanın en zor pozisyon olduğunu söylüyor. çünkü tüm insiyatif sizde ve böyle bir durumda acıyacak korkusu ile yapılması gereken şeyler yapılamıyor tam olarak... o nedenle bu pozisyonu ilk seferlerde hiç düşünmeyin. ya dört ayak üstünde tercih edebilirsiniz veya bacak omuza vs gibi misyoner varyasyonlarını... kişinin kendi ile ilgili durumu bulması lazım. ben ne kadar çok yapmış olursam olayım ilk girişte her zaman bacak omuzda daha az zorladığımı fark ettim. size de tavsiyem bu. uzanın ve başınızın altına bir yastık ve poponuzun altına bir yastık koyun. sonra bacaklarınızı kaldırın ve erkeğin omzuna koyun. burada yastığın kalın olması çok önemli çünkü popo deliğinizi erkeğe doğru kaldırmak zorunda kalırsanız kaslarınızı kasmanız gerekecek ve bu da işi zorlaştıracak. kalın bir yastık ile deliğiniz yukarı bakar pozisyonda olursa sorun ortadan kalkar. erkeğin prezervatif taktığından emin olun ve krem muhakkak yanınızda olsun. burada kullabilecek şeyler kesinlikle özel ürünler olmalı. su bazlı kayganlaştırıcıları kullabilirsiniz ama mümkünse glider’ın anal seks için olan ürünü en iyisi. bir de silikon bazlı kayganlaştırıcılar var ki aslında daha kolaylaştırıyor ve az sürseniz bile yeterli oluyor ve takviye gerektirmiyor fakat türkiyede bulmak çok kolay değil. glider analı bulmak ise hiç zor değil. durex vs gbi markaların da kayganlaştırıcılarını kullanabilirsiniz. fakat en dikkat etmeniz gereken şey içinde lokal anestetik içeren kayganlaştırıcıları kullanmamak. veya öncesinde emla benzeri kremleri de kullanmayın. acıyı engellemeyin...çünkü acı bir şeylerin ters gittiğinin göstergesi olacak bizim için. bacaklarınızı kaldırdınız artık iş erkeğe düşüyor. kayganlaştırıcıyı hem penisine hem de sizin deliğinize sürmeli.. hatta mümkünse biraz parmak ile içeriye de... butt plug kullandıysanız önce ( çok akıllıca bir hamle olur gerçekten) delik zaten kayganlaştırıcılı ve hafif gevşemiş durumdadır. daha sonra bacaklarınızı iyice yukar kaldırarak kendi omuzlarına koymalı. bu halde iken bile poponuzu siz yukarı kaldırmamalısınız. hatta mümkünse sırt ve beliniz de gevşek ve yatağa düz şekilde olmalı. erkeğin penisi gerçekten çok sert olmalı. yoksa bazen vajinanıza giren penisin içinizdeyken tam sertleşmesi gibi bir durum anal sekste söz konusu olamaz. erkek penisi deliğinizin gene üstünden kaydırarak sokmaya çalışmalı. gene direkt deliğe 12’den saldırmak yok yani. siz işte tam olarak bu anda, yani penis deliğinize değdiği anda ıkınarak sanki kaka yapıyormuşsunuz gibi yapmalısınız. penis içeri girerken otomatik olarak kasları sıkma ve sanki kaka yapmayı engellemeye çalışmak gibi bir his oluşuyor... acıyacak korkusu dışında sanki içine almak istiyorsunuz o yüzden kasları kasıp içinize çekiyorsunuz gibi geliyor ama yanlış bir hareket bu. yapmanız gereken ey ıkınmak ve deliğinizi mümkün olduğunda açabilmek. bu noktada biraz acı hissetmeniz çok doğal...sakın itmeye çalışmayın adamı. ama erkekte çok yavaş olmalı bu noktada...bir anda bitsin abanayım girsin mantığında bir erkek bir kere sokabilir o penisi belki....ama ikinciyi bir daha rüyasında görür. bu nedenle erkek yavaşça ilerlemeli....durmalı...size gevşemek için süre vermeli. siz de bu arada mümkün olduğunda kendinizi gevşek tutmalısınız. penisin başı içeri girdiği andan itibaren işin en zor kısmını atlattınız...artık içinizde... bu noktada artık ıkınmayı bırakıp sadece gevşemeye çalışın. hızlı nefes alıp vermek burada hem aldığınız zevki artırabilir hem de gevşemenize yardımcı olabilir. sizin gevşediğinizi hissettikçe erkek ilerleyebilir. ama penisin hepsini içinize alacaksınız diye bir zorunluluk yok. başı girdikten sonra erkek ileri geri haraketlerine başlayabilir. hatta bu şekilde gevşemeniz artar ve daha derine alabilirsiniz penisi. artık içiniz de ve siz anal seksi başardınız. zevk almaya bakın. bu noktaya geldiyseniz parmağınız ile clitoral uyarı ile zevki artırabilirsiniz de. yaşadığınız seksin duygulanımını hissetmeye çalışın bir yandan... tabu olan bir şeyi yapmak, o anda bir erkeğin önünde en edilgen halde olmak gibi şeyleri düşünerek beyinsel ekstasınızı da oluşturabilirsiniz.
ilk seferinde sadece tek pozisyonda yapın, erkeğin çıkartıp tekrar sokması sizi zorlayabilir. yavaş yavaş alıştıkça ilerki deneyimlerinizde kesinlikle farklı pozisyonları deneyin.
ve unutmayın....eğer anal seks yapmak istemiyorsanız asla yapmayın... erkek istiyor diye yapılacak bir deneyim değil anal seks.
submitted by KindaBruh666 to kopyamakarna [link] [comments]


2018.09.11 13:43 ismailozkul Paslanmaz korkuluk kışa girerken yapılması gerekenler

Paslanmaz korkuluk
Kışa girerken yapılması gerekenler
Paslanmaz korkuluk ürünlerinin yapımı ve bakımı için son haftalara girdik diyebilir miyiz ? Malum kış geliyor.

Bunu yazarken, bir kez daha ofis penceresinden bakıyorum yağmur yağıyor, ama herkes yaklaşmakta olan kışa doğru bakıyor gibi görünüyor. İnsanlar kış planlamasını yapıyor. Bu kış ve yaz balkonlarınızda hayat hayal ediyorsanız, şimdi yaptırmak için önceden planlama zamanı.

Korkuluk yaptırmadan önce, balkon, merdiven ve etrafınızda, ele alınması gereken sorunlu noktalar aramalısınız. Yapılacak yer alt tarafını da denetlemeyi unutmamak çok önemlidir, en tehlikeli hasar genellikle burada olur. Kontrolleri yaparken, dışarı çıkmış çürük, küf, çivi veya vidalar, gevşek korkuluklar ve gizlenen herhangi bir başka tehlikeye göz atın.

Korkulukların bakımı ve düzgün olmasını sağlamanın ötesinde, sizin ve aileniz için büyük bir tehlike olabilir. Çürüyen yada deforme olan alanlar genelde bağlandığı yerdir. Bu alan önemli hasarlar gösteriyorsa, bir profesyonelin aranma zamanı olabilir. Her yıl binalardan ayrılan parçalar yüzünden birçok yaralanmalara ve hatta bazı ölümlere neden olmaktadır. Çürümeyi bulmak için ortak bir yer olan bir diğer alan, parçaların yere değdiği yerdir. Merdiven kirişlerine ve zemin direklerine fazladan dikkat edilmelidir.

Çürüme nedeniyle önemli bir hasar buluyorsanız, korkulukların değiştirilmesinin gerekip gerekmediğini merak ediyor olabilirsiniz. Önemli yapısal hasarlar varsa, korkulukların paslanmaz korkuluk yapılması gerekebilir. Öncelikle, eğer korkuluk direkleri yamuk veya gevşekse, daha büyük bir sorunun işareti olabilir. İkincisi, çerçeve elemanlarına tutturmaya çalıştığınızda tutmayan noktalar, korkuluk ana yapısının “son kullanma tarihini” aştığının bir başka işaretidir. Oysa paslanmaz korkuluk ürünlerinde böyle sorunlar yoktur. Elbette şüphesiz bir profesyonelin, dış yaşam alanınızın geleceği ile ilgili bir teftiş ve öneride bulunmasını isteyin ve Kar paslanmaz korkuluk konusunda uzmanlığı ile sizinle iletişim kursun.

Korkulukların korkunç bir ölüm tuzağı olmadığını varsayarsak, listedeki bir sonraki şey temizlik olabilir. Bu adımı atlamak isteyebilirsiniz, ancak kapsamlı bir temizlik, çürümenin ve küflenmenin ilk etapta bir problem haline gelmesini önleyecektir. Yapmanız gereken ilk şey, korkuluk öğeleri sürüklememeniz ve ek hasarlara yol açmamasını sağlamak için dikkat etmenizdir. Bundan sonra, sert bir kılçıklı süpürge kullanarak, mümkün olduğunca çok kir, toz, yaprak ve döküntü temizleyin. Çabalarınızı kenarlar, köşeler ve başka bir yerde biriktirdiğinizden emin olun. Korkuluklarınıza veya çevre düzenlemenize zarar verebilecek çamaşır suyu veya diğer kostik sıvıları kullanmaktan kaçının. Soda Kristalleri “çevre dostu” bir seçenek olarak popülerlik kazanıyor. Bir kez daha, imalat talimatlarını takip ettiğinizden emin olun.

Korkuluklarınızın güvenli ve temiz olduğunda, şimdi “leke ya da leke bırakmama” sorusunu düşünmenin zamanı geldi. Endüstri profesyonelleri her yıl bir buçuk yıldan üç yıla kadar yeniden lekelenmeyi öneriyorlar. Bu, korkulukların aldığı doğrudan güneş ışığına ve neme bağlıdır. Doğrudan UV ışınlarına daha fazla maruz kalma, güvertenizi daha sık alır ve bunu lekelemeniz gerekecektir. Çok uzun süre beklerseniz, hasar görmenize, kuru ve çatlamış tahtalara yol açabilir ve daha sonra değiştirmeniz gerekecektir.

Tüm bu ipuçlarını takip ederseniz, paslanmaz korkuluk ve cam korkuluk ürünlerinde kaliteye ulaşırsınız. Hangi sırayla size paradan tasarruf edeceksiniz. Daha da önemlisi, hava güzel olduğunda arkadaşlarınız ve ailenizle vakit geçirmek için güvenli ve güzel bir yere sahip olacaksınız. Çalışmalar başlasın!
Paslanmaz korkuluk Bayrak direği Cam korkuluk
Bayrak direği : http://www.paslanmazbayrakdiregi.com.t
Kar paslanmaz : https://www.karpaslanmaz.com/
Paslanmaz korkuluk : https://www.karpaslanmaz.com/paslanmaz-korkuluk/
Cam korkuluk : https://www.karpaslanmaz.com/cam-korkuluk/
Paslanmaz cam alüminyum korkuluk :https://www.karpaslanmaz.com/paslanmaz-cam-aluminyum-korkuluk/
Paslanmaz saçak sundurma : https://www.karpaslanmaz.com/sacak-ve-sundurma/
Abdesthane şadırvan cami oturağı : https://www.karpaslanmaz.com/abdesthane-sadirvan-oturagi/
Paslanmaz galvaniz bayrak direği : https://www.karpaslanmaz.com/paslanmaz-galvaniz-bayrak-diregi/
submitted by ismailozkul to u/ismailozkul [link] [comments]


2016.11.14 15:32 IMTheKilla Başkanlık Sistemini Okuyabilmek

Son yıllarda ülkemizde sıkça tartışılan konulardan biri ''başkanlık sistemi'' olagelmişti. Aslında bu sistemin geçmişi 30-40 yıl geriye de götürebilir. 1961 Anayasa'nın yürütmenin gücünü sınırlandırması Demirel'in çabalarıyla 1971'de değiştirilmişti. 1982 Anayasası ise güçlü bir yürütme öngörüyordu. 2010 Referandumu ise Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesini öngörüyor ve Türkiye, yarı başkanlık modeline iyice yakınlaşıyordu. Bugün ise bir referandumla başkanlık sistemine tam olarak geçiş konuşulmakta. Peki insanların kafasındaki başkanlık sistemi ile hukuktaki başkanlık sistemi aynı mı?
Başkanlık sisteminde öncelikle bilmemiz gereken iki yanlış var: başkanlık sistemi bir diktatörlük değildir, başkanlık sistemi devletin yapısı (rejim) ile alakalı bir durum hiç değildir. Bu yanlışları düzeltecek olursak, başkanlık sistemi de demokratik bir modeldir. Diktatörlüğü öngörmez. Ayrıca sistemin rejimle yani devletin yapısı ile bir alakası yoktur, sistem hükümetin yapısını değiştirmektedir. Devlet ile hükümet farklı kavramlardır.
Dünya üzerinde 59 ülkede başkanlık sistemi uygulanmaktadır. Bu yüksek bir sayıdır. Parlamenter sistemle yönetilen ülke sayısı da 76'dır. Bu iki sistem de hükümetin yapısı ile alakalıdır. Federal, üniter gibi sistemler ise rejimler gibi devletin yapısı ile alakalıdır. Yani başkanlık sisteminin federalizm ya da üniter yapı ile bir alakası yoktur. Biri hükümetin yapısı, diğeri de devletin yapısını oluşturmaktadır. Bilinenin aksine başkanlık sistemi ile yönetilen ülkelerin hepsinde federalizm yoktur. Hatta ilginç bir karşılaştırma yapacak olursak, başkanlık sistemi ile yönetilen ülkelerin (58 ülke) sadece dörtte biri federalizmi de benimserken, parlamenter sistem ile yönetilen ülkelerin (76 ülke) 28 tanesi federalizm ve türevleriyle yönetilmektedir. Bu istatistikler federalizmin her iki modelde de tutulduğunun bir göstergesidir. Normal şartlarda başkanlık sistemi federalizm ile desteklendiğinde çok daha iyi şartlar sunmaktadır ancak Türkiye'de başkanlık sistemini federalizm ile desteklemek intihar olacaktır. Bu yüzden Türkiye'de devletin üniter yapısı korunarak hükümetin yapısı değiştirilmelidir. Zaten iktidar partisi de üniter yapının korunarak başkanlık sistemine geçilmesinden yanadır.
Bu iki kavram karmaşasını aştığımızı düşünerek yeni bir konuya geçmek istiyorum: Başkanlık sisteminde kıyas. Başkanlık sistemine karşı olanlar Türkiye'yi, ABD ve Fransa gibi devletlerle kıyaslamaktadır. Bu tür kıyaslamalar hata verebilir. Türkiye dengi olan ülkelerle kıyaslanmalıdır diye düşünüyorum. Örneğin, Güney Kore 1990'da başkanlık sistemine geçtiğinde siyasi istikrar sağlanmış ve beraberinde ekonomik istikrar da gelmiştir. 1990'larda Samsung'un dört milyar olan değeri, günümüzde 100 milyar doların üzerine çıkmıştır. Latin Amerika ülkelerinden Arjantin ve Peru bugüne kadar beş başarılı darbeye tanık olmuş, Türkiye de beş başarılı darbe yaşamıştır. Arjantin'de darbeler sonrası başa gelen asker kökenli devlet başkanlarının görev süresi 22, Peru'da 23 ve Türkiye'de 29 yıl olmuştur. Latin Amerika ülkelerinin hep diktatörlerle ya da darbecilerle yönetildiği efsanesi de burada çürümüş oluyor. Küçümsediğimiz bu ülkelerden aşağı kalır yanımız yoktur. Bu gerçeği görmek durumundayız.
Demokrasi İndeksi verileri bizim için önemli ancak her zaman referans alamayacağımız bir listedir. İndekse göre ilk 20'de sadece iki ülkenin (ABD ve Uruguay) tam demokrasi olduğunu söylemek kolaycılık olacaktır çünkü şiddetle karşı olduğumuz federalizm ilk 20'deki ülkelerin yarısında görülmektedir. Federalizmin demokrasiyi güçlendirdiği gerçeğini göz önünde bulundurursak mevcut şartlar dahilinde zaten tam demokrasiyi yakalamanın Türkiye'deki zorluğu anlaşılacaktır. Yine küçümsediğimiz Arjantin, Brezilya gibi ülkeler de 50'li sıralarda yer almaktadır.
Başkanlık sisteminin faydalarına da değinmek lazım. Siyasi istikrarı ve onun da beraberinde ekonomik istikrarı getirdiğini biliyoruz. Bunun dışında önemli faydalarını da görmekteyiz. Başkanlık sisteminde erken seçim yoktur, koalisyon yoktur, milletvekilleri yasama sürecine özgürce katılabilmektedir yani parti disiplini zayıftır, yasama yürütmeyi denetlerken zorlanmamaktadır. Başkan gücünü halktan aldığı için meşruiyet sıkıntısı da yoktur (şu an olduğu gibi). Başkanlık sisteminde yargının gücü çok önemlidir. Yüksek Yargı denilen yargı, neredeyse başkanın bile üzerindedir. Ülkemizdeki Anayasa Mahkemesi'nden de yüksek yetkilere sahiptir. Başkanlık sistemine geçilirse Yüksek Yargı oluşturulabilir ya da Güney Kore'de olduğu gibi her ikisi de (YY-AYM) varlığını sürdürebilir. Ancak tek başlılığın olması daha iyidir.
Başkanık sisteminde gevşek parti sistemi olmalıdır. Yani yukarıda da ifade ettiğim gibi milletvekili partisine aykırı kararlar verebilmeli ve bu disiplin cezası gerektirmemelidir. Parti Genel Başkanı ile Başkan aynı kişi olmamalıdır. Seçim sisteminde ise Türkiye'ye en uygun olanı daraltılmış bölge sistemidir. Daraltılmış bölge seçim sistemiyle Türkiye iyice iki partili sisteme yaklaşacaktır. Bu sistem Özal döneminde de uygulanmıştır. Seçim barajı ise %2-3'lere kadar düşürülebilir, hiçbir sıkıntı teşkil etmeyecektir.
Tek meclis, çift meclis olayına da değinmek gerekir. Türkiye Siyaset Tarihinde 1961 Anayasası ile çift meclis de denenmiştir. Başkanlık sisteminde de genelde çift meclisli yapı göze çarpmaktadır. Ancak Peru gibi tek meclisli başkanlık modelleri de bulunmaktadır. Tek meclis de çift meclis de doğru uygulandığında iyi sonuçlar vereceği için burada da bir sıkıntı yoktur.
Başkanlık sistemi kesinlikle bir diktatör doğuran bir sistem değildir çünkü genelde başkanlıkla yönetilen bütün ülkelerde en fazla iki dönem şartı bulunmaktadır. Latin Amerika'daki diktatörler ne iş? diyebilirsiniz. Onlar darbeyle başa gelmiştir. Sistemle bir alakası yoktur. Darbe ihtimali başkanlık sistemlerinde aslında çok zayıftır ancak bu ülkelerde bazı demokratik ve siyasi değerler oturmamıştır. Türkiye'de kendimize yetebilecek kadar demokrasinin oturduğunu ve bazı değerlerin artık yerleştiğini 15 Temmuz gecesi görmüştük zaten. Başkanlık sisteminde bir özellik var ki sistemin ana fikrini ortaya koyuyor adeta. Başkanlık sisteminde Başkan'ın yetkileri parlamenter sistemdeki Başbakan'ın yetkilerinden bile azdır. O zaman sistemi getirmek isteyen kişiler yetkilerinin azaldığı bir sistemi niye getirmek istesin? gibi bir klasik soru da sorabilirsiniz. Onun da cevabı basittir: Demek ki kişi, sistemi kendisi için değil ülkesi için istemektedir. Başkanlık sisteminde en fazla iki dönem yani 8 ya da 10 yıllık bir süre vardır. ''Ömür boyu başkanlık'' gibi gülünç ifadelerin sistemde yeri ve karşılığı yoktur.
Bugün Türk Cumhuriyetleri'nde başkanlık modellerinin çeşitli türevleri görülmektedir. Ancak bu devletlerdeki otoriterlik Sovyet Rusya'dan kalma bir gelenektir. Bugün ne Rusya, ne de Türk Cumhuriyetleri demokratik değildir. Türkiye, bu ülkelerle kıyaslanamayacak kadar sağlam temeller üzerine kurulmuş değerlere sahip bir devlettir. Her devlet belli bir geleneğin, kurumsallaşmanın ve belli değerlerin getirdiği birikimle yeni bir hükümet modeli inşa eder. Bu açıdan Türkiye ile her anlamda geri kalmış Türk Cumhuriyetleri'ni kıyas edemeyiz.
Tüm bu yazılanlar sonunda bir sonuca varmamız gerekiyor: Başkanlık sistemleri devletten devlete değişmektedir. Dolayısıyla tek bir tipi yoktur. Türkiye de kendi sistemini oluşturmak zorundadır. Bunu da ''Türk tipi'' olarak açıklamışlardı. Yukarıda saydığımız özelliklerin bizim başkanlık sistemimizde de olacağını düşünüyorum. Şayet olursa demokrasimiz iyice güçlenecektir. Meclisten geçer mi geçmez mi bilinmez ama başkanlık sistemi bizim gibi siyasi istikrara mecbur ülkeler için bir ihtiyaçtır.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Edit: Yazı benim değil, belirtmeyi unuttum hemen bazı zombiler toplanmış.
submitted by IMTheKilla to Turkey [link] [comments]